Quote
evet ayetlere baktım hepsindede kitap diyor. sadece bir ayette (kuran ve levhi mahvuz) diyor. Ama hiçbir ayette sadece Kuran demiyor. çünkü kitaptan kasıt " levhi mahvuzdur."Levhi mahvufuzunda bir kitap olduğunu o beyninle idrak edemiyorsun değilmi?
Şimdi kendine şu soruyu sor.. Hadi benim beynim yetmiyor ve sen çok akıllısın ya..."levhi mahfuz " bir çok ayetde tanımlanmışken, koskoca diyanet http://www.kurandaar...&go.x=10&go.y=8 Enam 38 de niye bu tanımlamayı yapmamış ?Onlar damı idrak edememiş sence ?
Quote
bak az önce gören kör dedim şimdi de küstahsın diyorum. yukarıda yazdıklarımın hangisinden " Peygamberin vahyolunmayan birşey ile hükmettiği" yorumunu çıkardın.bre insaf artık.
Sen Öyle önyargılı, kaba, küstah bir insansın ki, Benim senin yazdıklarından bu anlamı çıkarttığımı nerden çıkarttın ? tartıştığımız konu itibarı ile Peygamberimizin vahiy ile hükmettiğini ve mezhep imamlarının kendi başına Kuran dışı kanun koymalarının sakıncasını bahsettiğim için bu örneği verdim...
Quote
Peygamberinde hüküm çıkarma yetkisi vardır ama bu yetki Allahın kontrolünde olur. Eğer Peygamber yanlış bir hüküm ortaya koyarsa Allah tarafından hemen uyarılıp düzeltilirdi. ilk olarak şu ayette Peygamberin kendi hevasından( vahyolunmayan bir hükmü) konuşmadığı anlaşılıyor:
Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı. O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz. O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir. Ona (bu Kur'an'ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir. (Necm Suresi, 2-5)
Şimdi Peygamberin kendi hevasından konuşmadığı açıklığa kavuşturulduğuna göre şimdi gelelim Peygamberin hüküm koyma yetkisini belirten ayetlere:
"Hayır, Rabb'in hakkı için onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde bir burukluk duymadan, tam anlamıyla Teslim olmadıkça inanmış olamazlar." (Nisâ, 4/65).
"Allah ve Resûlü, bir işte hüküm verdiği zaman, artık inanmış bir kadın ve erkeğe, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü'ne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur" (Ahzâb, 33/36).
"Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Resûlü'ne çağrıldıkları zaman inananların sözü ancak: "İşittik ve itâat ettik" demeleridir. İşte saadete eren onlardır" (Nûr, 24/51).
"Herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; -eğer gerçekten Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız- onu Allah'a ve Resûlü'ne götürün..." (Nisâ, 4/59).28 [quote/]
demekki ilk olarak Peygamberin kendi hevasına göre konuşmadığı herşeyin Allahın kontrolünde olduğuna kannat getirdiğimize göre yukarıdaki ayetlerdede Peygamberin hüküm koyabilme yetkisinin olduğu belirtiliyor. Ama buda Allah'ın izniyle oluyor. kardeşim siz sadece hadisleri değil Kuranı da yalanlıyorsunuz. vay sizin halinize
Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı. O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz. O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir. Ona (bu Kur'an'ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir. (Necm Suresi, 2-5)
Şimdi Peygamberin kendi hevasından konuşmadığı açıklığa kavuşturulduğuna göre şimdi gelelim Peygamberin hüküm koyma yetkisini belirten ayetlere:
"Hayır, Rabb'in hakkı için onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde bir burukluk duymadan, tam anlamıyla Teslim olmadıkça inanmış olamazlar." (Nisâ, 4/65).
"Allah ve Resûlü, bir işte hüküm verdiği zaman, artık inanmış bir kadın ve erkeğe, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü'ne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur" (Ahzâb, 33/36).
"Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Resûlü'ne çağrıldıkları zaman inananların sözü ancak: "İşittik ve itâat ettik" demeleridir. İşte saadete eren onlardır" (Nûr, 24/51).
"Herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; -eğer gerçekten Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız- onu Allah'a ve Resûlü'ne götürün..." (Nisâ, 4/59).28 [quote/]
demekki ilk olarak Peygamberin kendi hevasına göre konuşmadığı herşeyin Allahın kontrolünde olduğuna kannat getirdiğimize göre yukarıdaki ayetlerdede Peygamberin hüküm koyabilme yetkisinin olduğu belirtiliyor. Ama buda Allah'ın izniyle oluyor. kardeşim siz sadece hadisleri değil Kuranı da yalanlıyorsunuz. vay sizin halinize
Bak ne güzel yazmışsın....İşte Peygamberimiz şu an yaşamadığı için Kuran dışı hüküm koymak ne kadar doğrudur aşağıdaki ayetler ışığında bir düşün ?
-----------------
Kuran öyle bir kitap ki anlayarak okudukça insana bir rehber, bir güneş gibi yol gösteriyor. Ayetlerinde kullandığı sözcükler hem peygamberimiz devrindeki insanlara, hem de tüm zamanlara öyle bir hitap ediyor ki, hem çözüm getiriyor bizlere, hem de uyarıyor. Ama bizler kuranı anlayarak okumaya yönlendirilmediğimiz için, bu faydalarından ne yazık ki istifade edemiyoruz. Şunu hiç düşünemiyoruz; Bu kitap sizlere bir rehber, bir güneş ve bir gönül gözü olsun diye indirdik diyen Rabbim e inatla, bizlere söylenen bu kitabı herkes anlayamaz, bu kitapta her şey yoktur, özet bilgidir diyenlere inanıyor ve böylece kuranın ipine sarılın ki doğruyu bulasınız ayetinin farkında olmadan, beşerin yanlış yollarına sapıyoruz. Allah bizleri affetsin.
Kuran okurken beni çok düşündüren ve eminim sizleri de düşünmeye sevk edecek bir ayeti sizlerle konuşmak istiyorum, bakın ayette Rabbim peygamberimize ne diyor?
Müddesir 11: Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak!
Konuyu daha iyi anlayabilmemiz için bu ayetin öncesi ayetleri de hatırlamak sanırım daha doğru olacaktır.
Müddesir 1–11: Ey giysisine bürünüp kenara çekilen! Kalk da uyar! Rabbinin yüceliğini duyur! Temizle giysilerini! Uzaklaştır kendinden pisliği! Çok bularak başa kakma yaptığın iyiliği! Ve yalnız Rabbin için dayanıklı kıl benliği! O boruya üfürüldüğünde İşte o gün çok zorlu, çok çetin bir gündür, Küfre batmışlar için hiç de kolay değildir. Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak.
Yukarıdaki ayetleri okuduğumuzda, Yüce Rahman elçisine uyarıda bulunarak kalkıp insanları uyarmasını ve Rabbin Yüceliğini duyurmasını emrediyor. Peki, bu sözlerin sonunda ne söylüyor? Benimle yarattığım insanları baş başa bırak. Ben doğrusu bu sözleri duyduğumda çok ama çokkkk düşündüm, sizlerinde düşünmesini istediğim için bu ayeti seçtim.
Değerli arkadaşlarım Allah elçisine uyarma ve duyurma görevini verdiğini daha sonrada yarattığı kulları ile baş başa kalmayı istediğini anladım ayetten. Hepimiz bir eğitimden geçtik ya da geçiyoruz. Eğitim aldığımız dönemler de, birçok öğretmenlerimiz oldu bizleri ileriye dönük yetiştirdiler, bilgiler verdiler ellerindeki kitaplardan öğrettiler bizlere. Hiçbir öğretmen kafasından değil verilen kitapları anlattılar, çünkü sonunda bu kitaplardan sorgulanacaktık. Bir gün geldi Üniversite imtihanı karşımıza dikildi, işte o birkaç saat içinde, aldığımız bilgilerin sorgulanma vakti gelmişti artık. Yanımızda ne bizlere yol gösteren bir öğretmen, nede bizlere yardım edecek bir velimiz yoktu yanımızda. Tek başımıza yapayalnız kalmış adeta sorgulanıyorduk bilgilerimizden. Gerçekten tüm sorular bizlere öğretilen kitaplardan çıkmıştı ama bazımız sanırım o kitaplara iyi çalışmıyoruz ki, başarılı olamıyorlar. İşte Rahman da aynen böyle yapılmasını emrediyor elçisine ve diyor ki; Kalk tebliğ et sana söylediklerimi, uyar insanları, öğret onlara Yaratıcı`nın kim olduğunu. Rabbin yüceliğini duyur ve daha sonra da beni onlarla baş başa bırak. Evet, aynen Yüce Rabbim bunu söylüyor. Acaba nereden uyaracak Allahın elçisi bizleri, elbette kurandan. Ya kuranda her şey yoktur, o kitap özet bilgidir diyenler acaba nereye çalışıyorlar günümüzde? Hangi beşerin kitapları daha garanti bilen var mı? Hesap günü kuranı yeterli görmeyenler, acaba çalıştıkları diğer kitaplardan sorulan sorulara cevap verebilecekler mi dersiniz? HÂŞÂ kuranda olmayanlar hangi beşerin kitabında daha açık yazıyor da ona çalışalım? İşte koskoca karanlık, bir bilinmeyene yolculuk böyle başlıyor.
Şimdi de kuranın tümüne bakalım gerçekten Rabbim elçisine böyle bir görev mi vermiş onu anlamaya çalışalım, çünkü bir ayetten yola çıkarak bu kanıya varmak bizi yanıltabilir. Rahman her konuda nice örnekleri değişik ifadelerle verdim ki anlayasınız diyorsa, sanırım elçine verdiği görevin detaylarını da vermiş olmalı. Önce Allah bizleri nereye yönlendiriyor ona bakalım, yalnız kurana mı yoksa başka kaynaklara da yönlendiriyor mu?
Araf Suresi 3. (Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O`ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
Nisa Suresi 82. ayet; Kuran`ı, iyice okuyup düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah`tan başka birinin katından gelseydi, elbette ki onun içinde birçok ihtilaf bulacaklardı.
Rad Sur. 19: Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kişi, kör olan biriyle aynı mıdır? Sadece aklı ve gönlü işleyenler düşünüp ibret alır.
Araf suresi 3; Rabbinizden size indirilene uyun; O`nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.
Maide Suresi 67. Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun
Zühruf 43: Sen, sana vah yedilene sımsıkı sarıl! Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
Enam sur. 104. ayet: Gerçek şu ki, size Rabbinizden gönül gözleri gelmiştir. Kim görürse kendisi yararına, kim körlük ederse kendisi zararına... Ben sizin üzerinize bekçi değilim.
Enbiya 45 De ki: "Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum. " Ama sağırlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler ki!
Nisa 136.: Ey iman edenler! Allah`a, onun resulüne, resulüne indirmiş olduğu Kitap`a, daha önce indirmiş olduğu Kitap`a inanın.
Yukarıdaki ayetlere benzer sanırım onlarca ayet daha yazabiliriz. Açıkça Allah bizleri elçisi kanalıyla tebliğ edilen KURANA YÖNLENDİRİYOR ve ne diyordu; (Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak. ) İşte imtihan başlıyor bizler için. Allahın elçisi Müddesir suresinde söylediği gibi beni anlat, yüceliğimi ve istediklerimi duyur ve uyar onları diyor. Bakın bu sözlerin ve düşüncenin doğruluğu da şu ayetlerde daha iyi açıklanıyor.
Enam sur. 48. ayet: Biz o gönderilen elçileri, müjdeciler ve uyarıcılar olmaktan öte bir şey için göndermiyoruz. İman edip hayrı ve barışı yerleştirenlere korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar.
Yunus sur. 108: De ki: "Ey insanlar! Şu bir gerçek ki hak size Rabbinizden gelmiştir. Artık doğruya yönelen kendi benliği için yönelir; sapan da kendi benliği aleyhine sapar. Ben sizin üzerinize vekil değilim.
109. Sana vah yedilene uy ve Allah hüküm verinceye kadar sabret. O, hâkimlerin en hayırlısıdır.
Gaşiye 21: Artık uyar/düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün. Üzerlerine musallat bir despot değilsin.
Cin Suresi 21. ayet. De ki: "Şüphesiz ben, size ne zarar verebilir ne de fayda sağlayabilirim. "
Yukarıdaki ayetlerden Allahın elçisinin nasıl bir görev aldığını sanırım çok daha iyi anlamışsınızdır. Bizleri de Kurandan başka hiçbir kitaba yönlendirmediğinin de apaçık delilleridir. Peygamberimizden başka şeyler bekleyenler, kuranı yeterli görmeyip peygamberimizden başka hükümler bekleyenlere de sanırım çok açık cevap veren ayetler olduğunu düşünüyorum. Yetki veren, görevlendiren Rabbim, bizlere düşen onun tebliğine uymaktır.
Şimdide acaba Rabbim elçisine tebliğ ve uyarı görevini verdikten sonra bizleri nasıl uyarıyor ona bakalım.
Enam sur. 116: Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Sadece sanıya uyarlar onlar ve sadece saçmalarlar.
Ali imran 105; Kendilerine açık-seçik kanıtlar geldikten sonra, çekişmeye girip fırkalar halinde parçalananlar gibi olmayın. Böyle olanlar için çok büyük bir azap vardır.
Yukarıdaki iki ayet nasılda uyarıyor bizleri. Çoğunluğun yaptıkları doğru anlamına gelmez diyor Rabbim ve uyarıyor. Onlara çoğunluk böyle yapıyor diye uyarsan seni yoldan saptırırlar diyor. Bir de Rahmanın uyarış şekline ve dikkat çektiği konuya bakar mısınız lütfen,. Sadece sanıya uyarlar onlar ve sadece saçmalarlar diyor. Peki, sanı nedir onu düşünelim. Zannedilen, doğruluğu konusunda şüpheler olan garanti olmayan anlamında bilgiler, sözlerdir. Şimdi de hatırlayalım bizler nelere hiç düşünmeden inanıyoruz ve bu sözler nasıl başlıyor ve bizlere aktarılıyor hatırlayalım. Bir rivayete göre diye başlamıyor mu? Rivayet nedir, doğruluğu konusunda tam emin olunmayan söz ve bilgiler, içinde doğru olma ihtimali olabilecek sözlerdir. İşte Rahman bu kadar güzel uyarıyor ve ne diyordu uyardıktan sonra? (Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak. ) Evet, dostlar Allahın elçisi bizleri kuran ile uyardıktan sonra aramdan çekil diyor Rahman. Neden dersiniz? Elbette hesap sormak için, acaba ilettiğim sözlere uyuyor mu onu denetlemek ve gereğini yapmak için. Ama bizler ne yazık ki hala bazı şeylerin farkında bile olmadan neler söylüyor ve kendimizce peygamberimizi hangi görev ve yetkilerle donatıyoruz, bu ayetleri hatırlatanlara da(NE YANİ PEYGAMBERİMİZ POSTACIMIYDI) deme saygısızlığını gösteriyoruz. Bakın kuranın indiriliş sebebini ayetinde nasıl açıklıyor yaratan.
Taha 2; Biz bu Kuran`ı sana, zahmet çekesin, bedbaht olasın diye indirmedik.
3. Saygıyla ürperene bir hatırlatma/düşündürme/öğüt verme olsun diye indirdik.
Enbiya 10; Yemin olsun, size bir Kitap gönderdik ki, öğüt ve uyarınız/zikriniz/şerefiniz yalnız ondadır. Hâlâ aklınızı çalıştırmayacak mısınız?
Lütfen sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum, Allah kuranın indiriliş sebebi olarak, bizlere hatırlatma ve öğüt olsun diye indirdiğini söylüyor. Peki, bizlere kuranı anlayamazsınız onu veli insanlar anlar, kuranda her şey yoktur demediler mi? Allah her şeyin olmadığı açıkça yazılmayan bir kitap gönderip mi bizleri uyarıyor, öğüt veriyor? Öğüt ve uyarınız yalnız ondadır derken hala göz ve kulaklarımızı kapatmaya devam mı edeceğiz? Ondan sonrada hâşâ Allah anlayamayacağımız zor bir kitaptan imtihana çekiyor bizleri öylemi? Allah ayetinde öğüt ve uyarınız yalnız kurandadır demesine rağmen, bizler nasıl bunun tersini düşünürüz de her şeyin olmayacağına ve anlaşılmazı zor bir kitap olduğuna inanırız? Bunları düşünenlere, inananlara söyleyecek söz bulamıyorum. Bakın kuranda her şey yoktur diyenlere Rabbim nasıl inkârcı diyor?
İsra 89: Yemin olsun, biz bu Kuran`da, insanlar için her benzetmeden nice örnekler sıraladık. Ama insanların çoğu inkâr ve nankörlükten başka bir şeyde diretmediler.
------------------------
SONRA ŞURAYA BİR BAK http://en.wikipedia....adhhab_Map2.png
SONRA SANA BELİRTTİĞİM HADİSLERLE İLGİ ÇELİŞKİLER LİNKLERİNE BAK
SONRA YUKARIDAKİ AYETLER EŞLİĞİNDE MEZHEPLERİ DÜŞÜN VE
ŞUNLARI TEKRAR OKU (YANDA YAZANLAR 4 ANA MEZHEBİN KONU İLE İLGİLİ HÜKÜMLERİDİR)
1 Ölü Hayvanın derisi helal midir? Haram Helal Haram Helal
5 Erkeğin sarı elbise giymesinin hükmü nedir? Haram Helal Haram Haram
9 Midye yemenin hükmü nedir? Haram Helal – –
12 Kırlangıç eti yemenin hükmü nedir? Helal Helal Haram Haram
85 Sakalı kesmek haram mıdır? Evet Evet Hayır Evet
86 Tavla oynamak haram mıdır? Hayır Evet Evet Evet
96 Dinden dönen kadın öldürülür mü? Hayır Evet Evet Evet
98 Bir kadının hakimlik yapması caiz midir? Evet Hayır Hayır Hayır
SONRA ŞU AYETLERİ OKU
Enam
(138) Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: "Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez. (Şunlar da) sırtları (binilmesi ve yük yüklemesi) haram edilmiş hayvanlardır." Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah'ın adını anmazlar. (Bütün bunları) Allah'a iftira ederek yaparlar. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır.
Enam
(119) Ve Allah mecbur kaldığınız durumlar dışında (yemenizi) yasakladığı şeyleri size ayrıntılı olarak açıklamışken üzerinde O'nun adının anıldığı şeyleri neden yemiyorsunuz? Ama bakın, [bu tür konularda] birçok insan diğerlerini [hiçbir gerçek] bilgiye dayanmaksızın, kendi temelsiz görüşleriyle saptırmaktadır. Şüphe yok ki senin Rabbin hak ve adalet sınırlarını aşanlardan tam olarak haberdardır.
SONRA ŞU AYETLERİ OKU:
Enam
(153) İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O'nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.
Enam
(159) Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.
Hicr
(91) Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar ederek) Kur'an'ı da parça parça edenlerdir.
SONRA OLANLARA BİR BAK
http://haber.ekolay....p+cinayeti.aspx
http://malatyagulu.b...uzyilda/5633363
http://www.tumgazeteler.com/?a=4578578
http://www.radikal.c...?haberno=199981
YA DA GOOGLE DA " MEZHEP SAVAŞLARI" YAZIP DAHA FAZLASINI GÖR O GÖZLERİNLE...VE DÜŞÜN NEDENLERİNİ...
Quote
bencede oku bakalım yukarıyı bir dahagörünen köy klavuz istemez.ısrarla laf çarpıtmaya devam edersen çok daha fazlasını hakedersin.
Çok umrumdaydı sanki lafların...Sen yazdıklarımı silmeye devam et...Her yazdığımı ayetler ile destekledim...Hak ta Allah'tan Ceza da....sen kimsin ki?
Quote
karşında salak yokki senin anlattığın düzmeceleri yiyelim dimi ama.
Neyi yiyeceğin beni alakadar etmez..Senin inancın sana , benimki bana
Quote
mezhebini söylemene ne gerek var canım.
İdrak sorunun var galiba 3 defa yazdım ...tekrar yazayım...Hani mezhepsizdim karar ver?
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Quote
vahhabi mezhebi işte. mezhepleri inkar eden mezhepsiz mezhep.
Ne komik adamsın ya...Vahhabi diyip duruyo...Neyse doğru yazmayı öğrenmişsin....
Arkadaşım ATATÜRK diyorum ATATÜRk ???
Quote
Kardeşim komplo teorilerine kurban gidiyorsunuz. kafirlerin ekmeğine yağ sürüyorsunuz.
Yazık...bilmiyormuşum meğer ingilizler yazdırıyomuş bana bunları....Çok sağol hemen Yarın İngiltere Büyükelçiliğine gidicem...
Kafirlerin ne olacağı belli...kim niye yağ sürsünki hem banane kafirlerden...
Quote
Bir kafir İngiliz ajanı bile islamı yıkmanın sünneti terketmekle mümkün olabileceğini anlamışken siz Kurana inanıyorum diyen cahiller sürüsü nasıl oluyorda bu oyuna alet oluyorsun
Arkadaş sende sorun olmuş bak şu İngiliz meselesi.....fobi yapmışsın kendine...Gerçi nick'inde ingilizceden alınma gibi...
Dur rahatla biraz : İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi rakamlarına göre, 4 yılda İngiltere`de yaşayan Müslümanların sayısı 500 binin üzerinde artarak, 2008 sonu itibariyle 2 milyon 422`ye ulaştı.http://www.tumgazeteler.com/?a=4616414
Quote
aklım almıyor doğrusu. ingilizin uşakları deyince de kızıyorsun. öyle değilmisin. onların amacıyla sizinkiler örtüşmüyormu. tesadüf mü diyelim bunlara. yazık sizlere kimlere hizmet ediyorsunuz. ingilizin uşakları:
http://www.islamdevl...plar/hny/02.htm [quote/]
http://www.islamdevl...plar/hny/02.htm [quote/]
Allah sana akıl fikir versin ne diyim..Yazık...gerçekten yazık....Almıyo o kafanın içindeki organ..tekrar söyliyim sana...Büyük Türkiye Cumhuriyeti'nin Uşağıyım ve Allah'ın kuluyum...
GOGO_11 İSİMLİ ŞAHIS:
- BANA ETMEDİĞİN HAKARET KALMADI Çakal, Sapık, Kafir, Ajan, Vahhabi, İngiliz Uşağı diye hakaret ettin...
İNSAN GİBİ TARTIŞMAYA ÇALIŞTIM SENLE , VİCDANIN, AKLIN VE İNANCIN VARSA UTANIRSIN KENDİNDEN...
- SANA DOĞRU HADİSLER İLE İLGİLİ FİKİRLERİMİ BEYAN EDEN YAZIDA YAYINLADIM..YANLI OLSAM BÖYLE Mİ YAZARIM Bİ DÜŞÜN?
-TEKRAR OKU BU VE KAPATTIĞIN DİĞER BAŞLIKTA YAZILANLARI SONRA TEKRAR SORGULA KENDİ DÜRÜSTLÜĞÜNÜ
- YADA MEVLANAYI İMZANDA KULLANMA...
- İNŞALLAH SİLMESSİN BU YAZDIKLARIMI
Her şeyin en doğrusunu Allah(c.c) bilir..Sonunda dönüş onadır...
This post has been edited by Unite: 18 March 2010 - 01:04 AM

Sign In
Register
Help
This topic is locked


MultiQuote

